istatistik

İstatistik her şey değilse de çok şeydir!

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

eercan.com üzerindeki ilk makale içeriğim de bu cümleyle başlasın o zaman. Evet istatistik her şey değilse de çok şeydir! Tabiki akademik olarak onlarca alana ayrılan, üzerinde dünya çapında binlerce bilimsel içerik oluşturulmuş “İstatistik” bilimini bir yazıda özetlemek gibi bir iddiam ve cürretkarlığım yok. Sadece bazı noktalara değineceğim; web dünyasıyla alakalı özellikle. Ama öncelikle şunu soralım; bizi günlük web yaşantımızda neler cezbediyor? Nelere eğilim gösteriyoruz? Ben şuanda bir içerik üretiyorum, web siteme yazı yazıyorum. Facebook’ta bir paylaşım yaparken, Twitter’da bir tweet yazarken, Instagram’a bir fotoğraf eklerken; hep maceramız bir içerik üretmek. Aslında bir yarışma söz konusu, kullanıcılar içerik üretmek için birbiriyle yarışıyor. Peki kullanıcıyı cezbeden şey içerik üretmek mi? Pek sanmıyorum.


Kullanıcıyı cezbeden şey, içeriği üretmekten çok; o içerikten dönüşüm almak; yani istatistik. Burada tüm web dünyasını “ilgi manyaklığı” ile suçlamıyorum. Burada bahsettiğim şey beğenilmek değil; tamamen insanın doğası; dönüşüm almak. Yani her ne olursa olsun içerik üreticisi kişi, ürettiği şeyin dönüşümünü almak istiyor. Bu facebook’ta paylaşılan bir fotoğraf için yorum olmanın yanında, quora.com’da yazılan bir cevap için alınan + ya da – puan olabilir. Bu aynı zamanda; arkadaş ortamınızda bir konu tartışılıyorken, sizin de fikrinizi sunduğunuzda; konuyu konuşan diğer kişilerin sizin yorumunuza bir tepki vermesini beklemek olabilir, çiftçinin ektiği tohumdan ürün çıkmasını beklemesi olabilir; sevdiği insana “seni seviyorum” diyen birisinin bir öpücük beklemesi de olabilir. Orada da bir geri dönüş bekliyorsunuz, burada da. Yolda yüzünüze bakan kediye “Gel pisi pisi” demek bile bir geri dönüş amaçlar; kediden bir geri dönüş istersiniz.

Konuyu biraz daha web dünyasına odaklarsak; geri dönüş alma konusunda burada biraz daha fazla imkan söz konusu. Biraz klişe olacak ama; her şey kayıt aldında! Twitter’da bundan 5 sene önce attığım bir tweet’in aldığı retweet sayısı, favori sayısı kayıtlı duruyor, ve silinmeyecek. 2007’de bir blog sitesinde yaptığım bir yorum kayıtlı duruyor; ve silinmeyecek. E-posta kutumda tüm gönderdiğim/aldığım e-postalar yıllardır duruyor ve silinmeyecek. Servislerin geliştiricilere sunduğu API olanakları ile birlikte bu verileri toplu bir şekilde işleyip istatistiki olarak sunmak ise neredeyse dakikalar içerisinde yapılacak bir iş. Diğer taraftan API olanağı da zorunlu değil; çeşitli data mining yöntemleri ile veriler bir bot yazılım edasıyla taranıp gerekli istatistik yine elde edilebilir; ve sunduğunuz her ama her istatistik, yani geri dönüş; kullanıcıyı mutlu eder.

Bu son cümle biraz önemli. Sunduğunuz her ama her istatistik, yani geri dönüş; kullanıcıyı mutlu eder. Günlük hayatta yaptığı hemen hemen her aktivitesi, çevresinden geri dönüş almak olan insan beyninin, ona sunacağınız her istatistiki veri hoşuna gidecektir. Ve şu da var ki, aynı veri kaynağından farklı istatisikler, farklı yorumlar ve dönüşler sunarsanız; yani aynı şeyi farklı farklı şekilde kullanıcıya sunarsanız, bu onun yine hoşuna gidecektir.

Mesela “Kullanıcının facebook’taki fotoğraflarına aldığı beğeni sayısı” olsun çıkış noktamız. Veri bellidir, son 1 yıl içerisinde kişinin toplam paylaştığı fotoğraf sayısı ve aldığı beğeni sayısı bellidir. Ancak bu çok ham bir veridir. Şöyle bir uygulama düşünelim, facebook uygulamasına giriyorsunuz; sizden izin istiyor ve sonrasında aldığı izinle birlikte fotoğraflarınıza ve beğenilerinize erişim sağlıyor; ve şu istatistiki verileri sunuyor size;

– Beğenilerinizin cinsiyetlere göre dağılımı

– Beğenilerinizin şehirlere göre dağılımı

– Beğenilerinizin yaşa göre dağılımı

– Beğenilerinizin kişilerin okullarına/çalıştıkları yerlere göre dağılımı

– Beğenilerinizin …

diye gidecek bir liste. Bu uygulamaya kullanıcılar büyük bir hevesle girerler, uygulamanın ürettiği raporu incelerken “Hmm, bak sen, yapma ya” gibi tepkiler verirler ve sonunda da bu aldıkları müthiş geri dönüşü, istatistik raporunu facebook’ta büyük bir hevesle paylaşırlar, benzer örnekleri var. Halbuki bu beğeniler zaten onların bildiği beğenilerdi, ama ham verilerdi. Şimdi farklı yorumlar ve istatistikler ile kullanıcıya geri dönüş verilmiş oldu, daha doğrusu anlamlanmış, yorumlanmış oldu.


Bu yukarıda gördüğünüz şey soundcloud’un Pro Plan karşılaştırma tablosu. “Pro Plan” linki Soundcloud’u gayet standalone şekilde kullanmakta olan benim çok dikkatimi çekti ve, “Dur bakalım ne sunuyorlar ekstra?” diyerek tabloya girdim. Upload süre limitlerini (3 saat, 6 saat ve limitsiz) saymazsak planları belirleyen ana çizgiler tamamen istatistikleriniz. Biliyorsunuz soundcloud’u genel itibariyle kendi müziğini üreten ve bunu kaliteli bir şekilde başka insanlara ulaştırmak isteyen kişiler kullanıyor. Bir DJ, bir yapımcı, bir enstrüman üreticisi ya da bir besteci için soundcloud adeta bir dünyaya açılma aracı. Ve soundcloud şunu diyor;

Ücretsiz hesap kullanırsan, kaç kişi dinledi kaç kişi yorum yaptı, indirdi; bunları görebilirsin..

Pro hesap alırsan; dinleme yorum ve download sayılarının yanında, parçalarını hangi ülkelerden kimler dinliyor ve nerelerde popülersin; bunları görebilirsin.

Unlimited hesap alırsan ise, pro hesapta gelen özelliklerin yanında hangi sayfalardan, hangi uygulamalardan ve hangi sosyal platformlardan dinleyici kazandın bunları görebilirsin.

Görüldüğü üzere, reklam almadığını bildiğimiz soundcloud’un kazanç sistemi; kullanıcılara sunduğu cezbedici istatistiklere dayalı. Sayfanın içerisinde tracker kodları yerleştirilmiş durumda; istatistikleriniz sunucuda tutuluyor ve sonrasında ücretli üyelik aldığınızda basit birkaç sorgu ile bu istatistikleri görebilir oluyorsunuz. Ve gördüğünüz üzere istatistiğin cezbedişi ile kazanç elde edip ayakta duruyor soundcloud.


Bir diğer örnek; 2013 yılının son aylarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları bünyesinde insan kaynakları yönetimi için devasa bir yazılım hazırlamıştık; belediye çalışanlarının karakter analizlerinin dökülüp, sonrasında bağlı oldukları pozisyon ve müdürlüklerin gerektirdiği karakter profilleriyle karşılaştırılması; uyumluluklarının belirlenmesi gibi buraya paragraf paragraf yazabileceğim kadar çok özelliği barındıran bir yazılım. İBB İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nde yaptığımız her toplantıda, her sunumda odaklanılan nokta hep ama hep istatistik bölümü oldu. Halbuki yazılımın içerisinde istatistiki bölüm %30’u kapsamıyor bile. Twitter’dan yapılan toplantı paylaşımında bile ekrana bu yansımış;

Yani insanlar, pozisyonları ne olursa olsun (Bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürü de olabilir.) karşılarında hep bir derlenmiş toplanmış istatistiki veri görmek istiyorlar, geri dönüşler istiyorlar ve bununla mutlu oluyorlar.


Yazımızın son düzlüğüne girerken, konuyu bağlamak istediğim nokta şu ki; sunduğunuz serviste, kodladığınız yazılımda, verdiğiniz hizmette kullanıcının dönüşler ve istatistikler almasına izin verin; hatta izin vermenin ötesinde bunları kullanıcıya planlı bir şekilde sunun. Kullanıcılar; geri dönüşlere ve istatistiklere yani kendileri ile alakalı özelleşmiş olan bu verilere çok ilgi gösteriyorlar. Kullanıcılara bu imkanları verdikçe mutlu olurlar ve servisinizi/hizmetinizi kullanmaya devam ederler. Bildirim mantığını bize yerleştiren servis Facebook’tur, öncesinde FriendFeed kullanıyorduk ve orada bu şekilde bir bildirim olayımız yoktu; şimdi yaptığımız aktivitenin “bildirimini” yani geri dönüşünü aldığımızda bizi kendisine bir adım daha bağlıyor Facebook. Bunu her ama her servis/hizmet için düşünebilirsiniz. Geniş çaplı bir sunum hazırlıyorsanız, sunumun sonunda;

Bu sunum hazırlanırken; 28 bardak kahve, 3 büyük boy pizza kullanıldı. Bilgisayarın klavyesinin pili 2 kez değiştirildi, telefona gelen 13 SMS ve 8 arama çağrısı cevapsız bırakıldı. 3 adet Taksim’de buluşma planı reddedildi.

tadında bir slayta yer verirseniz çok sempatik bir son olabilir; işinizin sonu da olabileceğini göz önünde mutlaka bulundurunuz.

İstatistik ve geri dönüşler konusunda söylemek istediğim; içimde biriken şeyler bunlardı; geri dönüşler ve bol istatistikler diliyorum tüm okuyanlara!

ITU Control and Automation Engineering, Software developer, #Electronics #Cloud #IoT #InternetOfThings #OpenSource



Yorum yap

*

1 Yorum

  1. Ali

    Kayıt altındaki ilk yorum sanki. Bakış açısı istatitistiği sevdirir cinsten.Teşekkürler

Next ArticleIntel IoT Roadshow Istanbul etkinliğindeydik!